Organik Sohbetler #6

IGTV'de bu haftaki konuğumuz Ressam Elif Karadayı ile çocuklar, sanat ve yaratıcılık konularında zihin açıcı bir sohbet gerçekleştirdik.

Hoş geldiniz! Sizi burada görmek çok güzel, teşekkür ederiz. Bugün çocuklar konusunu ele alacağız. Onlarla ilgili bir giriş yapalım mı?

Tabii. Çocuk konusu çok kapsamlı bir konu. Biz bu kısa sürede ancak bir kısmını ele alabileceğiz. Ben kendi adıma şunu söyleyebilirim, biraz Picasso-vari bir şey olacak ama, kesinlikle çocuklar gibi resim yapmayı istiyorum. O naiflik benim ulaşmak istediğim nokta. O yüzden çocukların yaptığı şeyleri çok hayranlıkla izliyorum.

Çocuğun hangi dalda ilgisi, yeteneği olduğunu nasıl anlayabiliriz?

Bana en çok sorulan soru bu. Bütün katıldığım konferanslarda da hep şunu söylüyorum; biz üstün yeteneği çocuğun birebir yaptığı resim diye kabul etmiyoruz. Özellikle 2-3 yaş gibi çok küçük yaşlarda da “çocuğum inanılmaz güzel resim yapıyor” diyor aileler, hakikaten de çocukların artık yeni uyaranlarla, çizgi filmlerle sanata dair çok büyük ilgileri oluştu, ama bizim üstün yetenek kabul ettiğimiz şey, bir çocuğun kendine bir karakter oluşturabilmesi. Bu ne demek? Muhteşem bir çizime sahip olmasındansa, diyelim ki çöp adamdan bir karakter yaptı ve aynı karakteri bir uyurken resmediyor, aynı karakteri yemek yerken resmediyor, aynı karakteri kayak yaparken resmediyor… birbirini takip eden bir karakter serisi oluşturuyorsa biz o çocuğu üstün yetenekli olduğunu söylüyoruz ve özel eğitim almasını istiyoruz. Onun dışında, baktığı resmi birebir çizebilen bir çocuk bizim için üstün yetenekli sınıfına girmiyor. O bir el becerisidir. Aslında “ben çöp adam bile çizemem” diyen herkes, bu işin matematiğini öğrenip o çizimi yapabilir. Ama isteyerek yapamayacağımız şey, hayal dünyası oluşturabilmek. Dolayısıyla bir çocuğun bir karakter oluşturup bunu hayal dünyasında bir hikayeye oturtabilmesi bir üstün yetenek.

Çocuğu yeteneği konusunda nasıl destekleyebiliriz? Bu konuda eğitim almalı mı?

Bu da yine çok sorulan bir soru. Ben çocuklara verilen eğitimin çocukları çok kısıtladığını, sınırlandırdığını, ders aldıkları hocanın kalıbına soktuğunu düşünüyorum. Dolayısıyla çocuğu özgür bırakmak önemli. Mesela ben küçük yaşta boyama kitabı vermemeyi tavsiye ediyorum çünkü herhangi bir şeyin içini boyamaktansa serbest çalışması çocuğun hayal dünyasını daha çok geliştirecektir. Çocuğa çok az malzemeyle oyun alanı oluşturmak kıymetli olan. Mesela 100 parçalı, muhteşem bir boya almak yerine çocuğa sadece 3 renk verip, o 3 renk ve kağıtla bir şey üretmesine olanak sağlamak çok daha faydalı. Yani kısıtlı malzemeyle çocuğun bir şey üretmesini beklemek aslında çok daha fazla yol kat etmesini sağlıyor. Malzemenin çoğalması da ne yazık ki çocukların yeteneklerinin gelişmesini engelliyor. Çünkü malzemeye takılıyorlar ve yaratıcılıkları köreliyor. İlkokul çocuklarına bir workshop vermiştim. Ve benim orada yapmaya çalıştığım şey, hepsine eşit malzeme verip, mesela 1 prit, 1 makas, elişi kağıdı ve 1 kalem, diyorum ki “bana bir tost makinası çizin”. Bazıları sadece bu kadar malzemeden 3 boyutlu heykel yapıyor, bazıları kalemle inanılmaz çalışıyor, bazıları da hepsini kullanıyor. Bu yüzden onların hayal dünyasını geliştirecek, onu düşünmeye sevk edecek çalışmalara götürmenizi tavsiye ederim. Açıkçası, kursa götürmenizden ziyade mümkünse sergi gezdirmenizi, sanatçı kitapları almanızı öneririm. En son Pera müzesinde vardı, “Benim adım Rambrandt”, “Benim adım Matisse” gibi bir kitap serisi. Artık bütün sanatçıları tanıyabilecekleri çocuk yayınları var. Eğitim aldırmaktansa bunları tavsiye ediyorum.

Yaratıcılığı geliştirmek için sadece tek daldan mı ilerlenmeli, yoksa farklı sanat dalları ile de yaratıcılık desteklenebilir mi?

Sanat çok geniş bir perspektif. Şununla ilgilen, bununla ilgilen demek çok sığ bir bakış açısı olur. Ama okuduğunuz kitaptan, çocuğa anlattığınız hikayeden, TV’de izlediğiniz filmden, hatta yemek yerken koyduğunuz tabaktan bile çocuğa sanat aktarabilirsiniz diye düşünüyorum. Bence gündemden haberdar çocuk yetiştirmek yerine altyapısı dolu çocuk yetiştirmeye çalışırsak, sanatın ne olduğunun da çok önemi yok, zaten su akıp yolunu bulacaktır. Ben bir çoğumuzun çocuklara bir şeyler öğretmekten ziyade çocuklardan bir şeyler öğrenebilecek olduğumuzu düşünüyorum. Eğer radarlarımızı açıp kendimizi onlara da nasıl yardımcı olabileceğimizi bize bizden daha çok gösteriyorlar diye düşünüyorum.

Gerçekten bu işe gönül vermiş, bunsuz yapamayan bir çocuk zaten siz ne yaparsanız yapın bununla ilgilenecektir. Benim bir ebeveyne tavsiyem hep şudur; çocuğunuzu “sen çok iyisin” diyerek malzemeye boğmak yerine, yaptığını takdir edip, çok da şak şaklamadan, devam etmesi için şevklendirmek. İlla bir kursa göndermenize gerek yok, ona sadece zaman ve alan oluşturmak bence bir ebeveynin daha büyük bir görevi.

Daha çok soru sormak isterdik, ama vaktimiz dolmak üzere. Çok keyifli ve zihin açıcı bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederiz, yeniden yapmayı çok isteriz😊

Benim için de öyle. Tabii, başka bir konuda yine yapalım. İyi akşamlar 😊